Halimem Türküsü, uzun yıllar Bolu yöresine mal edilmiş bir halk ezgisi olarak repertuvarlara girdi. Ancak 2019 yılında gelen sürpriz bir karar, bu türkünün asıl sahibini gün yüzüne çıkardı:

Zonguldak‘ın Devrek ilçesi. TRT Türk Halk Müziği Repertuvar Kurulu, Devrek Rüştü Onur Sanat ve Kültür Derneği’nin (ROSAK) sunduğu belgeler ışığında türküyü resmi olarak Devrek’e tescilledi. Bu tescil, 73 yıllık bir tartışmayı sonlandırdı ve türkünün Hüseyinçavuşoğlu köyüne ait olduğunu kanıtladı.

Öte yandan, popüler kültürde hâlâ dolaşan Bolu versiyonu, romantik bir trajediyle dolu. 1900’lü yılların başında Bolu’nun yemyeşil vadilerinde geçen bu efsane, zengin bir beyin kızı Halime ile yoksul çoban Mehmet’in imkânsız aşkını anlatır. Aile baskısı altında kalan âşıklar, “Taşbaşı” denen uçurumdan el ele atlayarak hayatlarını sonlandırır. Köylüler, bu acıya ağıt olarak türküyü yakar. Bu hikaye, türkünün melankolik havasını mükemmel yansıtsa da, belgeli gerçek Devrek’te yatıyor. Peki, Devrek’teki olay neydi? Gelin, 1922 kışına dönelim.

Tombulacık Halimem Hikayesi: Karşılıksız Aşk ve Trajik Bir Cinayet
Halimem Türküsü’nün sözleri, 10 Şubat 1922’de, karlı bir Şubat günü Hüseyinçavuşoğlu köyünde doğdu. “Deli Mehmet” lakaplı Mehmet Emin Dinç, İstanbul Tıp Fakültesi’nde okuyan zeki ama tutkulu bir gençti. Köye tatil için döndüğünde, komşusu Halime Subaşı’na gönlünü kaptırdı. Halime, genç yaşta dul kalmış, iki çocuk annesi bir kadındı. Güzelliği dillere destan olan bu “tombulacık” kadın, Mehmet’in aşkına karşılık vermedi; zira gözü onda değildi.
Olay, kıskançlık ve orman koruma tutkusuyla patlak verdi. Mehmet’in ailesi, köy ormanlarını korumakla görevliydi. Kışın ortasında, odun toplamak için ormana giden Cemile adlı bir köylü kadın, Mehmet’in “koruma alanı”na girmişti. 11 yaşındaki amcasını yanına alan Mehmet, Cemile’ye rastladı ve odun yerlerini sormaya başladı. Reddedilince, öfkeyle silahını çekip Cemile’yi vurdu. Bu cinayet, köyü ayağa kaldırdı. Mehmet’in babası, Atatürk’ü destekleyen bir müderris olarak olayı örtbas etmek için oğlunu hemen Bolu’ya gönderdi.
At sırtında yola çıkan Mehmet, köy girişindeki “yarbaşı” tepesine vardığında durdu. Son kez Hüseyinçavuşoğlu’na bakarken, kalbi paramparça oldu. Halime’ye olan karşılıksız sevgisi, cinayetin yüküyle birleşince, bu hüzünlü sözleri mırıldanmaya başladı: “Kiraz aldım dikmeden, Halimem dallarını bükmeden…” Türkü, böylece bir ağıt olarak doğdu – gurbete, kayba ve pişmanlığa dair bir feryat. Halime ise olaydan sonra ikinci bir evlilik yaptı ve huzurlu bir hayat sürdü.

Bu gerçek hikaye, türkünün Bolu efsanesinden daha karanlık ve karmaşık. Cinayet unsuru, dönemin kırsal hayatındaki orman koruma mücadelesini ve tutkunun yıkıcı yüzünü yansıtıyor. ROSAK’ın belgeleriyle tescillenen bu köken, Devrek’i kültürel haritada öne çıkarıyor.

Halimem Türküsü’nün sözleri, basit ama yürek burkan bir dille yazılmış. Aşağıda, orijinal Devrek versiyonunu bulacaksınız. Her dize, gurbet acısını ve veda hüznünü taşıyor:
Kiraz aldım dikmeden
Halimem dallarını bükmeden
Bir armağan ver bana
Halimem ben gurbete gitmeden
Tombulacık Halimem yar başına gel
Ben gidiyorum Bolu’ya düş peşime gel
Ocak başında kaldım
Halimem ince fikire daldım
Kapılar açılırken (açıldıkça)
Halimem seni geliyor sandım
Alçaklara kar yağıyor üşümedin mi
Sen bu işin sonunu düşünmedin mi
Tütün aldım Hendek’ten
Halimem hekim gelir Devrek’ten
Hekim buna neylesin (ne desin)
Halimem yangınımız yürekten
Algın mısın Halimem baygın mısın gel
Hiç haberin gelmiyor dargın mısın gel
Sözlerdeki “yarbaşı”, Devrek’in gerçek bir mevkii; “Bolu’ya gidiyorum” ise kaçış rotasını işaret ediyor. “Tombulacık” ifadesi, Halime’nin dolgun, çekici fiziğine atıf – dönemin estetik anlayışında bir iltifat. Bu katmanlar, türküyü sadece bir aşk şarkısı olmaktan çıkarıp, coğrafi ve duygusal bir haritaya dönüştürüyor.
Kültürel Miras: Sanatçılardan Dizilere Uzanan Yolculuk
1946’da Emin Baran ve Muzaffer Sarısözen tarafından bestelenen Halimem Türküsü, TRT repertuvarına ilk olarak Bolu imzasıyla girdi. Neriman Altındağ Tüfekçi’nin seslendirmesiyle ünlendi, ardından Zara, Kibariye ve Selda Bağcan gibi isimler yorumladı. Dizi ve filmlerde (örneğin, Karadeniz temalı yapımlarda) sıkça kullanılan türkü, aynı zamanda evrensel bir çekiciliğe sahip.

 

Halimem Türküsü, Hüzünle Dokunmuş Bir Miras
Halimem Türküsü, ister Bolu’nun romantik uçurumundan esinlensin ister Devrek’in karlı tepelerinden doğsun, Türk halk müziğinin vazgeçilmezi. Karşılıksız aşkın, pişmanlığın ve gurbetin evrensel acısını taşıyan bu ezgi, dinleyeni yar başına çağırıyor. Sizin için “Halimem Türküsü sözleri”ni ve hikayesini özgün bir şekilde derledik – paylaşın, dinleyin ve yorumlayın. Daha fazla Karadeniz türküsü hikayesi için sitemizi takip edin!
Kaynaklar: TRT Repertuvar Belgeleri ve ROSAK Arşivleri. Bu yazı, orijinal sentezle hazırlanmıştır.