İş Davaları
En çok açılan iş davaları, işçi alacakları ile ilgili iş davaları ve hizmet tespiti ile ilgili iş davalarıdır. İşçi alacakları davalarında kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücretleri, fazla mesai ücretleri, ödenmemiş ücretler vb. istenir. Ücretlerin asgari ücret olarak gösterilmiş olması hâkimi bağlamaz. Hâkim gerçek ücretin tespiti için ilgili yerlere yazı yazar ve tanıkları dinler.
İşe iade davaları da son zamanlarda iş mahkemelerinde çok açılan davalar arasındadır. İşe iade davasının şartları ve diğer davalarla ilgili detaylı bilgi diğer yazılarımızda yer alacaktır.
Tahliye Davaları ve Kira Hakkında Bilgi
KİRACINIZI TAHLİYE EDEBİLECEĞİNİZ DURUMLAR
a) Kiraya verene ilk sözleşme tarihinden sonraki tarihte düzenlenmiş (elden ya da noterden) yazılı bir tahliye taahhüdü verirseniz, bu yazılı tahliye taahhüdünde belirtilen günü takip eden 1 ay içerisinde, icra yoluyla aleyhinize icra takibi yapılmışsa, (tahliye taahhüdü bu süre içerisinde kiralayan tarafından kulanılmaz ise hükümsüz kalır),
b) Kira bedelinin süresiz veya yıllık ödenmediği durumlarda ; bir kira yılı içerisinde iki kez kira bedelinin ödenmesi için tarafınıza ihtar edilmiş olması sonucunda açılan haklı ihtara dayalı tahliye davası yoluyla ,
c) Kira bedeli sizden yazılı olarak istenmesine rağmen, 30 gün içerisinde ödemezseniz, temerrüde dayalı mahkeme kararıyla,
d) Kiraya konu yerin: 1)Yeniden inşası, imarı, esaslı tamiri veya tadilatı ile ilgili ruhsat ve proje çerçevesinde, ihtar sonucu mahkeme yoluyla, 2)Yeni bir kimse tarafından satın alınması ve satın alan kişiye (eşine, çocuklarına da) ihtiyaç olması halinde, tapudan satın alma tarihinden itibaren bir ay içerisinde kiracıya ihtiyacı belirten ihtarın tebliğinden itibaren 6 ay sonra ya da kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içerisinde açılacak dava ile,
e) Herhangi bir sözleşmeye dayalı olmaksızın, haksız olarak bir konut ya da işyerini işgal eden bir kimse iseniz, bu işgalinizi tespit eden malik tarafından açılacak dava ile,
f) Sözleşmeye aykırı davranmanız ve apartman maliklerini rahatsız edici yasada belirlenmiş aşırı davranışlardan dolayı, bu aykırılık ve aşırılıklarınızı gidermeniz yazılı ihtar yoluyla istenmesine rağmen, gidermez iseniz, mahkeme yoluyla,
g) Aynı şehir ya da belediye hudutları dahilinde sizin ya da eşinizin adına kayıtlı bir konutunuz varsa, kiralanan konutun maliki tarafından açılacak dava ile tahliye edilirsiniz.
KİRA SÜRESİ NEDİR, NASIL UZAR
Kiracı, kira sözleşmesinde, kira süresinin bitimi olarak belirtilen süreden en az 15 gün önce tahliye edeceğini yazılı olarak bildirmediği takdirde, kira sözleşmesi kendiliğinden, kiracı lehine bir yıl daha uzamış sayılır. Bu durumda yeni bir sözleşme yapmaya gerek yoktur
Kiralanan yer boşaltılmadan, kira şartları değiştirilerek, yeniden kira sözleşmesi yapılması durumunda kira süresi uzatılabilir.
Başlangıçta tahliye taahhüdü veya boş bono verilmişse, kira süresinin uzatılması ve kira bedelinin yeniden belirlenmesi konuları kiraya verenin insiyatifinde gerçekleşmesine neden olmaktadır.
KİRA BEDELİNİN BELİRLENMESİ
a) Kira bedelleri kural olarak kira sözleşmelerinde serbestçe ve karşılıklı anlaşarak yazılı hale getirilmelidir. Kira bedeli aylık, 3 aylık, 6 aylık veya 1 yıllık gibi süreleri kapsamak üzere belirlenebilir. Ancak kiraya verenler ve mülk sahipleri bir baskı unsuru olarak kiracının elinden boş senet ve tahliye taahhütleri almaktadır. Bu belgelerin ilk kira sözleşmesi yapılırken düzenlendiği ispat edilirse geçersizdir.
b) Kira sözleşmesindeki kira süresinin bitiminden sonra yeni bir anlaşma veya mahkeme kararı yoksa bir önceki yılın kira bedeli ödenmeye devam edilebilir. Kira kontratındaki, kira bedelinin takip eden senelerde ne oranda artacağını belirleyen maddeleri geçerlidir. Ancak bu belirleme kesin olmalıdır. Örneğin TÜFE oranında vb. Önceleri bu şartın sadece kontratın imzasından sonraki 2. yıl, yani ilk kira artışında geçerli olduğu, diğer kira dönemleri için geçerli olmadığı şeklinde olan Yargıtay’ ın görüşü artık değişmiştir.
c) Sözleşme bitiminden en az 15 gün önce kiraya veren, kiracıya yazılı ihtarı sonucunda talep ettiği yeni kira döneminin kira bedeli hakkında anlaşma sağlayamazsa, mahkemede açacağı kira tespit davası sonucunda yenilenen kira döneminin kira bedeli saptanabilir. Saptanan bu bedel kira döneminin başından itibaren geriye dönük olarak geçerli olur.
d) Uzun süreli ya da süresiz kontratlarda her iki taraf da ekonomik vb. şartların değişmesini gerekçe göstererek, kira bedelinin yeniden belirlenmesini,mahkemeden isteyebilir,
e) Kiralanan yerin kullanımında esaslı bir değişiklik meydana gelirse, taraflar yeni duruma göre kira bedelinin belirlenmesini mahkemeden isteyebilirler.
KİRA BEDELİNİN ÖDENMESİ
Kira bedeline ait ödemelerin mutlaka yazılı bir belge (para alındı makbuzu, banka dekontu, havale makbuzu, kira karşılığı verildiği kanıtlanabilen senetler) karşılığı yapılması gerekir.
Yapılan ödemede mutlaka hangi yıl ve aya ait olduğu belirtilmelidir.
Eğer bir banka hesabı vs. belirlenmemiş de paranın ev sahibi kiralayana ödeneceği yazılı ise bu ödeme ya elden bizzat kiracıya yapılmalı ya da posta ile ödemeli ve adreste teslim şeklinde yapılmalıdır. Posta masrafı kiradan kesilmemelidir.,
KİRA SÖZLEŞMESİ NASIL OLMALIDIR
Kira sözleşmenin yazılı olması zorunlu değildir.Ancak ruhsata tabi işyerleri, vergi dairesi yazılı sözleşme istediğinden ve devir yetkisi olmak şartıyla kiralanmış bir yer devralınacaksa sözleşmenin yazılı olması gerekir.
Bir kira sözleşmesinde dikkat edilmesi gereken başlıca konular şunlardır:
a. Kira bedeli, ( yabancı para ile de belirlenebilir),
b. Ödeme tarihleri,
c. Stopaj durumu,
d. Tahliye taahhüdü (ilk kontrata yazılı taahhüt geçersizdir),
e. Devir hakkı,
f. Kira artış oranı,
g. Depozito, teminat ve kira bedeli karşılığı olarak senet vb. istenmesi halinde yazılıp yazılmadığı,
h. Ödenen kira bedelinin (”alınmıştır”, “ödenmiştir” şeklinde) yazılıp yazılmadığı, yukarıda belirtilen konuların yazılıp yazılmadığı mutlaka kontrol edilmeli ve yapılan anlaşmaya uygun olduğu görüldükten sonra sözleşme imzalanmalıdır.
Boşanma Davaları
Evlenmenin hak ve ihtiyaç olduğu gerçeği yanında, birbirleriyle bir arada kalmaları artık eziyet halini almış çiftlerin boşanmak diye bir hakka sahip olmadıklarını, ülke mevzuatında boşanma hakkının bulunmadığını varsaydığımızda, boşanmanın da ne kadar hak ve ihtiyaç olduğunu ve boşanma ihtiyacına adeta öcüymüş gibi bakılmaması gerektiğini daha iyi anlayabiliriz. Malta ve Flipinler’ de boşanmak yasakken, İspanya’ da 1981’ de, Şili’ de de 2004’ te yapılan düzenleme ile boşanma hakkı, ülke vatandaşlarına tanınmıştır. İrlanda ve Polonya boşanmanın çok zor olduğu, İsveç ise boşanmanın kolay ama tarafların mağdur olmamaları için sıkı kuralların getirildiği bir ülkedir.
Elbette ki arzu edilen ancak gerçekleşmesi mümkün olmayan yani ütopya diyebileceğimiz arzumuz hiç kimsenin boşanmak ihtiyacı duymamasıdır. Boşanmanın hayat kalitesine olumlu katkıları da mevcutken, intihar üzerine yapılan bir araştırmaya göre hemen hemen her toplumda boşanmışlarda intihar oranı, evlilerden hatta dullardan, bekârlardan bile daha fazladır. Boşanmaların yasak olmadığı, çok olduğu toplumlarda kadınların intihar oranı erkeklerden azdır. Boşanmanın yasak ya da az olduğu toplumlarda aksine kadınların oranı daha fazladır.
Boşanma ve İntihar Bakımından Bazı Avrupa Toplumlarının Karşılaştırılması
|
1000 evlilikte yıllık boşanma (ortalama)
|
Milyon nüfusta intihar
|
|
|
I. Boşanma ve ayrılmanın az olduğu toplumlar
|
2.07
|
46.5
|
|
II. Boşanma ve ayrılmaların orta derece olduğu toplumlar
|
6.4
|
109.6
|
|
III. Boşanma ve ayrılmaların çok olduğu toplumlar
|
37.3
|
257
|
